Beynimiz Sağ ve Sol Olarak Ayrılmıyor: Beyin Yarım Küreleri Arasındaki İlişki Bilimle Kanıtlandı
Beynin sağ ve sol yarım kürelerinin belirli görevlerde baskın olduğu düşüncesi doğru mu? Bilim insanları, her iki yarım kürenin iş birliği içinde çalışarak beynin esnek ve karmaşık yapısını ortaya koyduğunu keşfetti.
Yeni araştırmalar, beynin işleyişi hakkında yaygın bir yanlış anlamayı gözler önüne seriyor: “sağ beyin” veya “sol beyin” hakimiyeti fikrinin bilimsel temele dayanmadığını ortaya koyuyor. Geleneksel inanışa göre beynin sol yarım küresi mantık, analiz ve dil yeteneklerini, sağ yarım küresi ise yaratıcılık ve sezgiyi yönetir. Ancak bilim insanları, beynin her iki yarım küresinin de iş birliği içinde çalıştığını belirtiyor. Karmaşık görevler ve problem çözme gibi durumlarda, beynin iki yarısı birlikte çalışarak bilgi paylaşımı yapar.


1950’lerde nörobilimci Roger Sperry, beynin iki yarısının birbirleriyle nasıl iletişim kurduğunu anlamak için çalışmalara başladı. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nde yaptığı araştırmalarda, iki yarım küreyi bağlayan corpus callosum adı verilen sinir lifi demetini inceledi. Epilepsi tedavisi sırasında bu demetin kesilmesinin nöbetleri azalttığı gözlemlenmişti. Sperry, corpus callosum kesildiğinde beyin yarım kürelerinin hala temel işlevlerini yerine getirdiğini, ancak bazı görevlerde belirgin farklılıklar olduğunu fark etti. Örneğin, bir kelime gösterildiğinde, deneklerin sadece sağ gözleri açıkken gördüklerini hatırlayabildiğini keşfetti; nesneleri sol gözle görenler ise onları çizebilmesine rağmen kelimelerle ifade edemiyordu. Bu deneyler, dil yeteneklerinin çoğunlukla sol beyinle bağlantılı olduğunu gösteriyordu.
Sperry’nin çalışmaları, dil gibi işlevlerin beyinde belirli bölgelere ayrıldığını kanıtlamış olsa da, daha sonra popüler kültürde bu araştırmalar aşırı yorumlandı. 1973’te New York Times Magazine’de yayımlanan bir makale, Sperry’nin bulgularına dayanarak, yaratıcılık ve müzik gibi yeteneklerin yalnızca sağ beyinden yönetildiğini iddia etti. Bu da sağ beyin-sol beyin teorisinin halk arasında yaygınlaşmasına yol açtı. Ancak Sperry’nin bulguları, iki yarım kürenin farklı işlevlere sahip olduğunu gösterse de, beynin bütüncül çalıştığını ve yarım kürelerin birbirini tamamladığını ortaya koyuyordu.
Örneğin, konuşma ve dil becerileri büyük oranda sol beyinle ilişkilendirilse de, sağ beyin duygusal tonlama ve vurgu gibi unsurların algılanmasına katkıda bulunur. Aynı şekilde, bir görsel yaratım sürecinde sağ beyin yaratıcılığı desteklerken, sol beyin düzenleme ve yapılandırmaya yardımcı olur. Bu iş birliği, beynin esnek ve adaptif doğasını gösterir; bir yarım küre hasar gördüğünde, diğer yarım küre bazı işlevleri üstlenebilir ve yeniden organize olabilir.
Araştırmacılar, beynin tam potansiyelini anlamak için yarım küreler arasındaki bağlantıları inceleyerek nörobilimin bu alanda derinleşmesine öncülük ediyor. Özellikle fMRI gibi teknolojiler, farklı görevlerde her iki yarım kürede de aktivasyon olduğunu gözlemleyerek beynin karmaşık yapısını doğruluyor. Bu yeni bulgular, eğitimin kişilerin yeteneklerine göre sağ-sol beyin şeklinde ayrılmasını sorgulatmakta ve aslında her bireyin beyninin bütün olarak çalıştığını kanıtlamaktadır. Bu gelişmeler ışığında, beynin işleyişine dair daha bütünsel bir anlayışa sahip olmamız gerekiyor.